Mardin'in Nusaybin ilçesi Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, geçtiğimiz günlerde Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin Bukavu kentinde 42 ülkeden yaklaşık bin kadın delegenin katıldığı Sivilleşme ve Barış konulu kadın yürüyüşüne katıldı.
Enternasyonal Kadın Sekreteryasının organize ettiği üçünc Kadın Yürüyüşü organizasyonun davetlisi olarak Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne giden Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, iki gün boyunca dünyada yaşanan kadın sorunun ele alındığı toplantılara katıldı.
Toplnatılarda ayrıca: Kapitalizm, diktatörlük, iç çatışma ve savaş olan ülkelerde kadınların savaş mağduru olması ve çatışmalardan sonra sivilleşme ile barışın iç içe işlendiği tartışmalarda siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik olarak kadınların yaşadığı sorunlar tartışıldı.
Enternasyonal Kadın Sekreteryasının organize ettiği üçünc Kadın Yürüyüşü organizasyonun davetlisi olarak Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne giden Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan, iki gün boyunca dünyada yaşanan kadın sorunun ele alındığı toplantılara katıldı.
Toplnatılarda ayrıca: Kapitalizm, diktatörlük, iç çatışma ve savaş olan ülkelerde kadınların savaş mağduru olması ve çatışmalardan sonra sivilleşme ile barışın iç içe işlendiği tartışmalarda siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik olarak kadınların yaşadığı sorunlar tartışıldı.
42 ülkeden yaklaşık bin kadının yer aldığı delegasyon genel olarak her ülke kendi özgünlüklerinde yaşadığı deneyimlerini paylaşarak, kadın sorununun dünya sorunu ve politik bir sorun olduğuna vurgu yapıldı.
Kadınların yaşanan savaş ve çatışmalardan en çok etkilenen kategoride olduğu, kadının çok yönlü sömürüldüğü, kadının yaşamın her alanında geri plana itildiği, kapitalizm, diktatörya, savaş arasında tüm yönleriyle ezildiği ifade edildiği toplantılardan sonra, 3. gün tüm ülkelerin kendi renkleriyle kadına yönelik her türlü şiddeti reddettiğine dair manifesto ilan edildi.
3. uluslar arası kadın yürüyüşüne Türkiye’den Sadece Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan katıldı. Başkan Ayşe Gökkan kadın sorununun çözümüne dair stratejilerini ve çatışmalı bir toplumda kadınların nasıl örgütlendiğine ilişkin tecrübelerini paylaştı. Özellikle kadın kotası, kadının sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel örgütlenmelerine ilişkin meclis tarzı örgütleme modelinin Nusaybin de nasıl yaşama konulduğu hakkında bilgi ve deneyimlerini paylaştı.

Kadınların yaşanan savaş ve çatışmalardan en çok etkilenen kategoride olduğu, kadının çok yönlü sömürüldüğü, kadının yaşamın her alanında geri plana itildiği, kapitalizm, diktatörya, savaş arasında tüm yönleriyle ezildiği ifade edildiği toplantılardan sonra, 3. gün tüm ülkelerin kendi renkleriyle kadına yönelik her türlü şiddeti reddettiğine dair manifesto ilan edildi.
3. uluslar arası kadın yürüyüşüne Türkiye’den Sadece Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan katıldı. Başkan Ayşe Gökkan kadın sorununun çözümüne dair stratejilerini ve çatışmalı bir toplumda kadınların nasıl örgütlendiğine ilişkin tecrübelerini paylaştı. Özellikle kadın kotası, kadının sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel örgütlenmelerine ilişkin meclis tarzı örgütleme modelinin Nusaybin de nasıl yaşama konulduğu hakkında bilgi ve deneyimlerini paylaştı.

3. uluslar arası kadın yürüyüşünden sonra bir manifesto yayımlandı. Manifestosunda;
“Kadınların Barış Manifestosu; Dayanışmamız, dünyanın her yerinde yoksulluğun ve savaşın şiddetinin dokunduğu bütün kadınlara kadar uzanır. İlerlemeye devam edecek; sessiz kalmayacak; yürüyüşü sürdürme kararlılığımızı, İnsanlık için Küresel Kadın Şartının 5 değeri etrafında birleşerek yükselteceğiz.
DKY’nin hazırladığı Kadınların Barış Manifestosu
Dünyanın her yerinde savaşın acımasız gerçekliğinden en fazla acı çeken ve militarizasyonun sivil yaşamımızı, topraklarımızı ve bedenlerimizi nasıl ele geçirdiğine tanık olan biz kadınlar, korku ve sessizliği yendik. Adalet ve barış uğruna yükselttiğimiz sesimizi birleştirmek için savaş meydanı olan yerlerde yürüyoruz.
Silahlı çatışmalar, soykırımlar ve baskı altında tutmanın uzun bir geçmişi vardır. Kapitalizmin ve ataerkinin kökeninde var olan ve ulus ötesi şirketler, paralı askerler ve paramiliter güçler tarafından desteklenen şiddet dili savaşı doğurur. Bu savaşların bazıları çoktan unutulmuşken bazıları da gündelik medyamızda varlığını sürdürür. Fakat hepsinin etki ve sonuçları aynıdır.
Dünyanın farklı bölgelerinde yaşadığımız deneyimler ve tanıklıklar birbirine benzer. Kadınlar ve kız çocukları askeri kontrol noktalarında cinsel taciz yaşar; silahlı erkek grupları tarafından tecavüze uğrar ve sonrasında kendi toplulukları tarafından reddedilirler. Kadınlar, kurşun bulutları altında, eşyalarını ve çocuklarını omuzlarında taşıyarak evlerini terk eder ve yeni bir başlangıç umuduyla kültürlerinden ve geçmişlerinden uzak sığınaklara veya bilinmeyen bir diyara yönelirler. Kadınlar ve kız çocukları, savaş silahı, silahlı grupların askeri hedefi haline gelirler. Kadınlar ve kız çocukları ya kadın ticareti ya da fuhuş tuzağına düşürülür ya da sonunda kadın cinayetleri kurbanları listesine eklenerek bir daha hiç geri dönmezler.
Kendimizi örgütlemek ve yaşadığımız şiddete karşı çıkmak için gereğinden fazla nedenimiz var. Etnik ayırımcılık veya ırk ayırımcılığı ve adaletsizliğe karşı direnişin ya da yoksulluğun suç sayılması gibi askeri çatışmaları mazur gösterecek bahanelerden usandık.
Bir yandan silah endüstrisi, askeri üstlerin kurulması ve doğal kaynakların özelleştirilmesi ve imhası artarak sürerken, öte yandan güvenlik, insani yardım ve terörizmle savaş gibi iki yüzlü konuşmalarla bizi hareket edemez hale getirmeye çalışan iktidar sahiplerinin kurnazca argümanlarına karşı sesimizi yükseltme ve silahları susturma sorumluluğu taşıyoruz.
İnsanlık için Küresel Kadın Şartı’nda barışın savaşın olmamasından çok daha fazla anlam taşıdığını, bu gezegenin sakinleri olarak haklarımıza saygının güvence altına alınması demek olduğunu deklare ediyoruz. Bu hedefimizi ve perspektifimizi koruyarak, dünyada yoksulluğa ve şiddete son vermek ve kalıcı bir barış inşa etmek için çalışan kadınlarla ve erkeklerle, sosyal hareketlerle ve halklarla birlikte el ele yürümeye devam ediyoruz.

“Kadınların Barış Manifestosu; Dayanışmamız, dünyanın her yerinde yoksulluğun ve savaşın şiddetinin dokunduğu bütün kadınlara kadar uzanır. İlerlemeye devam edecek; sessiz kalmayacak; yürüyüşü sürdürme kararlılığımızı, İnsanlık için Küresel Kadın Şartının 5 değeri etrafında birleşerek yükselteceğiz.
DKY’nin hazırladığı Kadınların Barış Manifestosu
Dünyanın her yerinde savaşın acımasız gerçekliğinden en fazla acı çeken ve militarizasyonun sivil yaşamımızı, topraklarımızı ve bedenlerimizi nasıl ele geçirdiğine tanık olan biz kadınlar, korku ve sessizliği yendik. Adalet ve barış uğruna yükselttiğimiz sesimizi birleştirmek için savaş meydanı olan yerlerde yürüyoruz.
Silahlı çatışmalar, soykırımlar ve baskı altında tutmanın uzun bir geçmişi vardır. Kapitalizmin ve ataerkinin kökeninde var olan ve ulus ötesi şirketler, paralı askerler ve paramiliter güçler tarafından desteklenen şiddet dili savaşı doğurur. Bu savaşların bazıları çoktan unutulmuşken bazıları da gündelik medyamızda varlığını sürdürür. Fakat hepsinin etki ve sonuçları aynıdır.
Dünyanın farklı bölgelerinde yaşadığımız deneyimler ve tanıklıklar birbirine benzer. Kadınlar ve kız çocukları askeri kontrol noktalarında cinsel taciz yaşar; silahlı erkek grupları tarafından tecavüze uğrar ve sonrasında kendi toplulukları tarafından reddedilirler. Kadınlar, kurşun bulutları altında, eşyalarını ve çocuklarını omuzlarında taşıyarak evlerini terk eder ve yeni bir başlangıç umuduyla kültürlerinden ve geçmişlerinden uzak sığınaklara veya bilinmeyen bir diyara yönelirler. Kadınlar ve kız çocukları, savaş silahı, silahlı grupların askeri hedefi haline gelirler. Kadınlar ve kız çocukları ya kadın ticareti ya da fuhuş tuzağına düşürülür ya da sonunda kadın cinayetleri kurbanları listesine eklenerek bir daha hiç geri dönmezler.
Kendimizi örgütlemek ve yaşadığımız şiddete karşı çıkmak için gereğinden fazla nedenimiz var. Etnik ayırımcılık veya ırk ayırımcılığı ve adaletsizliğe karşı direnişin ya da yoksulluğun suç sayılması gibi askeri çatışmaları mazur gösterecek bahanelerden usandık.
Bir yandan silah endüstrisi, askeri üstlerin kurulması ve doğal kaynakların özelleştirilmesi ve imhası artarak sürerken, öte yandan güvenlik, insani yardım ve terörizmle savaş gibi iki yüzlü konuşmalarla bizi hareket edemez hale getirmeye çalışan iktidar sahiplerinin kurnazca argümanlarına karşı sesimizi yükseltme ve silahları susturma sorumluluğu taşıyoruz.
İnsanlık için Küresel Kadın Şartı’nda barışın savaşın olmamasından çok daha fazla anlam taşıdığını, bu gezegenin sakinleri olarak haklarımıza saygının güvence altına alınması demek olduğunu deklare ediyoruz. Bu hedefimizi ve perspektifimizi koruyarak, dünyada yoksulluğa ve şiddete son vermek ve kalıcı bir barış inşa etmek için çalışan kadınlarla ve erkeklerle, sosyal hareketlerle ve halklarla birlikte el ele yürümeye devam ediyoruz.

Dünya Kadın Yürüyüşü, 2000 yılında eylemden doğan ve eyleme dayan uluslararası bir feminist harekettir. Hareketimiz durdurulamaz ve dünyanın dört bir yanında çeşitli ülkelerde yaşadığımız ezilme, sömürü ve ayırımcılığa karşı sesini yükselten ve bunlara son vermek için çalışan kadın örgütlerinden ve taban örgütlerinden oluşur.
8 Mart 2010 tarihinden bu yana 52 ülkede adımlarımız yankılandı ve sesimiz çınladı. On binlerce kadın, dört eylem alanına dayanan hareketliliklerde yer aldı: kadınların ekonomik özerkliği, kamu yararı ve kamu hizmetleri, kadına yönelik şiddet, barış ve sivilleşme.
Bugün 2010. Bugün savaş koşullarında korkunç cinsel şiddet eylemlerinin yaşanmasının sıradanlaştığı Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Sud Kivu eyaletindeki Bukavu’ya ulaştık. Silahlı çatışmaların gündelik hayat üzerindeki etkilerine direnen kadınlarla dayanışma içinde olmak için 3. Uluslararası Eylemimizi bu ülkede kapatmayı seçtik.
2000 yılında Dünya Kadın Yürüyüşü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk Uluslararası Eylem, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararıyla savaşın kadınlar üzerindeki olumsuz etkisini kabul etmesine ve çatışma çözümleme süreçlerinde kadınları da içermesine yol açan inisiyatiflerden birisi oldu. Buna karşın çok sayıda devlet ve kurum, hiçbir şey yapmadığı gibi suçluların saltanatına göz yumdu.
Eylemi sürdürdük ve sürdüreceğiz. Dayanışmamız, dünyanın her yerinde yoksulluğun ve savaşın şiddetinin dokunduğu bütün kadınlara kadar uzanır. İlerlemeye devam edecek; sessiz kalmayacak; yürüyüşü sürdürme kararlılığımızı, İnsanlık için Küresel Kadın Şartının 5 değeri, eşitlik, özgürlük, adalet, dayanışma ve barış değerleri etrafında birleşerek yükselteceğiz” ifadelerine yer verildi. / Nusaybin Belediyesi - Nusaybinim.com
8 Mart 2010 tarihinden bu yana 52 ülkede adımlarımız yankılandı ve sesimiz çınladı. On binlerce kadın, dört eylem alanına dayanan hareketliliklerde yer aldı: kadınların ekonomik özerkliği, kamu yararı ve kamu hizmetleri, kadına yönelik şiddet, barış ve sivilleşme.
Bugün 2010. Bugün savaş koşullarında korkunç cinsel şiddet eylemlerinin yaşanmasının sıradanlaştığı Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Sud Kivu eyaletindeki Bukavu’ya ulaştık. Silahlı çatışmaların gündelik hayat üzerindeki etkilerine direnen kadınlarla dayanışma içinde olmak için 3. Uluslararası Eylemimizi bu ülkede kapatmayı seçtik.
2000 yılında Dünya Kadın Yürüyüşü olarak gerçekleştirdiğimiz ilk Uluslararası Eylem, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararıyla savaşın kadınlar üzerindeki olumsuz etkisini kabul etmesine ve çatışma çözümleme süreçlerinde kadınları da içermesine yol açan inisiyatiflerden birisi oldu. Buna karşın çok sayıda devlet ve kurum, hiçbir şey yapmadığı gibi suçluların saltanatına göz yumdu.
Eylemi sürdürdük ve sürdüreceğiz. Dayanışmamız, dünyanın her yerinde yoksulluğun ve savaşın şiddetinin dokunduğu bütün kadınlara kadar uzanır. İlerlemeye devam edecek; sessiz kalmayacak; yürüyüşü sürdürme kararlılığımızı, İnsanlık için Küresel Kadın Şartının 5 değeri, eşitlik, özgürlük, adalet, dayanışma ve barış değerleri etrafında birleşerek yükselteceğiz” ifadelerine yer verildi. / Nusaybin Belediyesi - Nusaybinim.com
...
1692 defa okundu...
























ŞEREFXAN CİZİRİ
ABDULBAKİ AKBAL
MELAYÊ TORÎ
RAİF YAMAN
ZÎWER İLHAN
BÜLENT DEMİR
HASAN TAYFUR
ABDULKERİM KOÇHAN
KECİKA BERZENCÎ
GÜLTEN GÖKÇE
BA QOSERÎ
DİLCİWAN
ÖMRAN GÜNDÜZ
MELAYÊ OMERÎ











Bagok dağı yamacında şantiyeye mayın konuldu