“Hayat denilen daimi rahatsızlığın günün birinde sona erecek olması gerçeğiyle barışığım…” Sigmund Freud
“Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde…” Yahya Kemal/Rindlerin Ölümü
“Umut bağlanılan şeylerin özüdür inanç.” Umberto Eco/Foucault Sarkacı
“Herkesin içinde bir iskelet yaşar. Ölümü tam bir bozulma diye görmek yerine, niçin onu iskeletin serbest kalması olarak düşünmeyelim?” K.Higgins/Ölüm ve İskelet
Pek çok düşünür, bilim adamı ve edebiyatçı dolaylı ya da doğrudan ölümü yazmışlardır. Fakat Ahmet Uhri’nin de dediği gibi, ölüm üzerine konuşulduğunda ya da araştırma yapıldığında arkeologlarında söyleyecek bir çift lafı vardır elbette. En azından tarihöncesi dönemden başlayarak insanoğlunun ölüme karşı geliştirdiği edimler üzerine konuşmak en çok arkeologların hakkıdır.

Gırnavaz höyüğünde bu devirde ölüler hocker tipte yatırıldıktan sonra yakılan bir hafif ateşle manevi temizliği yapılıp, dünyevi ilişkileri kesilmektedir. Ve kişi şahsı eşyaları ve hediyeleriyle birlikte gömülmektedir. Gömme sırasında mezar çevresinde büyük bir törenle tanrıya sunular yapılmaktadır. Tüm bunların sebebi ölen kişi öte dünyaya geçerken yanındaki eşyalarıyla geçişi kolaylaştırılıp yanına bırakılan yiyeceklerle karnını doyurur böylece karşıya geçiş rahatça yapılacaktı. Tanrıya sunular yaparken bu ölü gömme ritüelini ciddi şekilde gerçekleştirirlerdi çünkü herhangi bir aksaklık tanrıların gazabına uğramalarına sebep olabilirdi. Hatta ağıt yakma gibi olayların sözlü kaynağının bu günlere dayandığı düşünülmektedir. Buna benzer ölü gömme gelenekleri tüm Mezopotamya’da sürse de bazı etnik ya da bölgesel farklılıklar yaşamışlardır.
Günümüze gelindiğinde inanç sistemleri devreye girdikçe bu ritüeller biraz değişime uğrayarak devam etmiştir. Nasıl ki Gırnavaz’da kişi mezara yatırıldıktan sonra yakılan bir ateşle manevi temizliği yapıldıysa günümüzde de İslami kurallar çerçevesinde kişi ölüm sonrasında yıkanıp, cenaze namazı kılındıktan sonra yön birliği dâhilinde kıbleye dönük olarak gömülüyor olmaları gibi. Fakat belirtmekte fayda vardır; Mezopotamya olsun Anadolu olsun, inanç sistemleri devreye girdikçe bölgesel ve etnik farklılıklar yerini bir ölü gömme geleneklerinin birliğine bırakmıştır.
Sonuç olarak insan bin yılların birikimiyle edindikleri geleneklerini sistematik olarak geçirdikleri ufak değişimlere rağmen devam ettirmişlerdir. Bugün gelinen noktanın yüzde doksan dokuzunu insanoğlunun dünyada varoluşuyla beraber başlamıştır. Geriye kalan kısım edindikleri kültürel geleneklerle oluşturmuşlardır.
1162 defa okundu...



















ŞEREFXAN CİZİRİ
ABDULBAKİ AKBAL
MELAYÊ TORÎ
RAİF YAMAN
ZÎWER İLHAN
BÜLENT DEMİR
HASAN TAYFUR
ABDULKERİM KOÇHAN
KECİKA BERZENCÎ
GÜLTEN GÖKÇE
BA QOSERÎ
DİLCİWAN
ÖMRAN GÜNDÜZ
MELAYÊ OMERÎ











19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Nusaybin'de kutlandı