Arif Altunkaynak
Van’da yaşanan büyük deprem sonrası Nusaybinli inşaat mühendisleri deprem konusunda yaptıkları çalışma ve yapı denetimin önemini vurguladı. Ortadoğu yapı denetim şirketi yöneticileri inşaat mühendisi Mehmet Selim Aydın ve Selman Öztürk, Mardin bölgesi 3. Derece Deprem Bölgesi olmasına karşın bir doğal affet olan depremin nerde ve nasıl olacağını hiç kimsenin bilemediğini bildirdi.
Sağlıklı bir yapı denetim sisteminin hayat kurtardığını ifade eden mühendisler, depremde yan yana duran iki binadan birinin sağlam durması diğerinin ise yer bir olmasının depremle alakalı değil yapı ile alakalı olduğunu ifade etti.
Ortadoğu Yapı denetim şirketi mühendisleri Aydın ve Öztürk’ün değerlendirmeler şöyle;
DEPREME BEDEL VERMEK BİR İNSANLIK SUÇUDUR
Deprem insanoğlunun en sık karsılaştığı ve en yıkıcı felaketlerden ilk sırada gelenidir. Maalesef Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu ve depremle yaşamamız gerektiği artik bilinen bir gerçektir.
Türkiye 1999 Marmara depreminden sonra bir kez daha depremin yıkıcı etkileriyle sallanıyor. Van ili ve başta Erciş ilçesi olmak üzere yakın ilçe ve köyleri etkileyen depremin 7.2 büyüklüğünde olduğu artçı sarsıntıların devam ettiği ve felaketin bilançosunun gittikçe ağırlaştığını üzülerek görüyoruz. 1999 Marmara depreminin ardından 12 yıl geçmesine rağmen bir ders alamamış ve hala büyük kayıplar veriyoruz.
Japonya ve Çin gibi gelişmiş ülkeler sıklıkla 7 şiddetindeki depremlerle beşik gibi sallandığında hiçbir can ve mal kaybı yaşanmazken Türkiye’ de bu kadar ağır bedeller ödüyorsak bu bir insanlık suçudur.
Depremin ne zaman ve nerede geleceğini bilememekten ve var olan yapılarımıza güvenmemekten korkarız. Yoksa boş bir arazide depreme yakalanmamız bizi ne kadar korkutabilir?

SAĞLIKLI BİR YAPI DENETİM SİSTEMİ HAYATIMIZI KURTARABİLİR
Son günlerde yaşadığımız Van depremini incelediğimiz zaman kafamıza bazı soru işaretlerinin takılması kaçınılmazdır. Deprem sonrası yan yana duran iki binadan biri yıkılıp biri sapasağlam kaldığını açıkça görebiliyoruz. Kendimize şu soruyu sormamız lazım; aynı zeminde ve aynı deprem etkisini gören diğer bina niye ayakta?
Son bilimsel verilere göre ülke genelinde; kaçak yapılaşma %40 civarında. Yapı kullanma izin belgesi olmayan yapılar ise %60 civarındadır. Mevcut binaların neredeyse yarısına yakını ‘’ mühendislik hizmetlerinden’’ yoksun olarak üretilmişlerdir. Bu binaların olası depremlerde yıkılması ve can kayıplarının olması kaçınılmazdır.
Son günlerde yaşadığımız Van depremi de göstermiştir ki; ülkemizde yapım süreci denetimden yoksun olarak süregelmiştir. Sağlıklı ve etkin bir yapı denetim sistemi; geleceğimizi kurtaracak, güvenli ve sağlıklı binalar üretilmesini sağlayacaktır. Gerek can ve mal güvenliğinin sağlanması, gerekse çağdaş, nitelikli, yaşanabilir bir çevre uygun bir yapı üretiminin gerçekleştirilebilmesi için, kapsamlı bir yapı denetime ihtiyaç vardır.

NUSAYBİN’ İN DURUMU
Nusaybin ilçesinde yaptığımız teknik araştırma sonucu bazı sayısal değerler elde ettik. Yaptığımız araştırmaya göre hâlihazırda mesken olarak kullanılan yaklaşık 15 bin konut bulunmaktadır. Bu konutların yaklaşık 10 bininin yapı ruhsatı bulunmayıp, çoğunluğu eski dönemlerden kalma imar planına aykırı inşa edilmiş yapılardır. Geriye kalan 5 binlik kısım ise ruhsatlı yapılardır. Bu ruhsatlı yapıların %50 ‘ sinin ise ‘’yapı kullanma’’ izin belgeleri yok.
Bahsi geçen eski binaların büyük bir kısmı kullanım ömrünü tamamlamış yapılardır. Ne yazık ki bu yapıların büyük bir kısmı statik açıdan hiçbir güvenliği olmamakla beraber, adeta bir gecekondu şehri görüntüsü oluşturmuşlar.
İncelemeler sonucu elde ettiğimiz bu istatistikî veriler durumun ne kadar vahim olduğunun bir göstergesidir. Özellikle son günlerde yaşadığımız Van Depreminden sonra, yetkililerin acilen risk analizi oluşturmaları gerekir. Ve ayrıca altını çizerek söylüyoruz bu evlerde ikamet eden vatandaşların oturup bir kez daha düşünmeleri lazım.
Mardin bölgesi 3. Derece Deprem Bölgesi olabilir ama bir doğal affet olan depremin nerde ve nasıl olacağını hiç kimse bilemez.
Konu hakkındaki detaylı çalışmalarımız devam ediyor.
OTURDUĞUNUZ EVDE GÜVENDEMİSİNİZ?
Bir binanın depreme dayanıklı olup olmadığını, binaların dışından bakarak veya gözle muayene ederek anlayamayız. Binanın sağlam olup olmadığını anlamak için teknik rapor hazırlamak gerekir. Teknik rapor için binada bazı tahlil ve tetkikler istenilir.
— Binalarda tahliller zemin etüdü yapmakla başlar. Zemin etüt raporları, zeminin taşıma gücü hakkında bilgi verir.
— Başka bir tetkik ise beton numunesi almaktır. Mevcut dökülen beton sağlam mı değil mi öğrenmek için beton numunesi(KAROT) alınır. Laboratuar da beton tahlil edilir binanın mevcut betonu hakkında karar verilir.
— Röntgen cihazı ile demirlerin durumuna bakılır. İnşaat yapılırken demirler eksik konulmuş mu veya demirde paslanma var mı? Ona bakılır.
— Anlattığımız bütün bu tahliller yapıldıktan sonra binanın mevcut durum’unun projesi çıkartılır.(RÖLOVE)Bu proje deprem yönetmeliğine ve binayı ilgilendiren yönetmeliklere uygun mu değil mi bakılır.
Bütün bu değerlendirmeler sonucunda teknik rapor hazırlanılıp binamız sağlam mı değil mi buna karar verilir. Bina sağlam ise sorunsuz oturulur. Bina sağlam değilse mutlaka güçlendirme yapmak gerekir. / Nusaybinim.com
Ortadoğu Yapı denetim şirketi mühendisleri Aydın ve Öztürk’ün değerlendirmeler şöyle;
DEPREME BEDEL VERMEK BİR İNSANLIK SUÇUDUR
Deprem insanoğlunun en sık karsılaştığı ve en yıkıcı felaketlerden ilk sırada gelenidir. Maalesef Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu ve depremle yaşamamız gerektiği artik bilinen bir gerçektir.
Türkiye 1999 Marmara depreminden sonra bir kez daha depremin yıkıcı etkileriyle sallanıyor. Van ili ve başta Erciş ilçesi olmak üzere yakın ilçe ve köyleri etkileyen depremin 7.2 büyüklüğünde olduğu artçı sarsıntıların devam ettiği ve felaketin bilançosunun gittikçe ağırlaştığını üzülerek görüyoruz. 1999 Marmara depreminin ardından 12 yıl geçmesine rağmen bir ders alamamış ve hala büyük kayıplar veriyoruz.
Japonya ve Çin gibi gelişmiş ülkeler sıklıkla 7 şiddetindeki depremlerle beşik gibi sallandığında hiçbir can ve mal kaybı yaşanmazken Türkiye’ de bu kadar ağır bedeller ödüyorsak bu bir insanlık suçudur.
Depremin ne zaman ve nerede geleceğini bilememekten ve var olan yapılarımıza güvenmemekten korkarız. Yoksa boş bir arazide depreme yakalanmamız bizi ne kadar korkutabilir?

SAĞLIKLI BİR YAPI DENETİM SİSTEMİ HAYATIMIZI KURTARABİLİR
Son günlerde yaşadığımız Van depremini incelediğimiz zaman kafamıza bazı soru işaretlerinin takılması kaçınılmazdır. Deprem sonrası yan yana duran iki binadan biri yıkılıp biri sapasağlam kaldığını açıkça görebiliyoruz. Kendimize şu soruyu sormamız lazım; aynı zeminde ve aynı deprem etkisini gören diğer bina niye ayakta?
Son bilimsel verilere göre ülke genelinde; kaçak yapılaşma %40 civarında. Yapı kullanma izin belgesi olmayan yapılar ise %60 civarındadır. Mevcut binaların neredeyse yarısına yakını ‘’ mühendislik hizmetlerinden’’ yoksun olarak üretilmişlerdir. Bu binaların olası depremlerde yıkılması ve can kayıplarının olması kaçınılmazdır.
Son günlerde yaşadığımız Van depremi de göstermiştir ki; ülkemizde yapım süreci denetimden yoksun olarak süregelmiştir. Sağlıklı ve etkin bir yapı denetim sistemi; geleceğimizi kurtaracak, güvenli ve sağlıklı binalar üretilmesini sağlayacaktır. Gerek can ve mal güvenliğinin sağlanması, gerekse çağdaş, nitelikli, yaşanabilir bir çevre uygun bir yapı üretiminin gerçekleştirilebilmesi için, kapsamlı bir yapı denetime ihtiyaç vardır.

NUSAYBİN’ İN DURUMU
Nusaybin ilçesinde yaptığımız teknik araştırma sonucu bazı sayısal değerler elde ettik. Yaptığımız araştırmaya göre hâlihazırda mesken olarak kullanılan yaklaşık 15 bin konut bulunmaktadır. Bu konutların yaklaşık 10 bininin yapı ruhsatı bulunmayıp, çoğunluğu eski dönemlerden kalma imar planına aykırı inşa edilmiş yapılardır. Geriye kalan 5 binlik kısım ise ruhsatlı yapılardır. Bu ruhsatlı yapıların %50 ‘ sinin ise ‘’yapı kullanma’’ izin belgeleri yok.
Bahsi geçen eski binaların büyük bir kısmı kullanım ömrünü tamamlamış yapılardır. Ne yazık ki bu yapıların büyük bir kısmı statik açıdan hiçbir güvenliği olmamakla beraber, adeta bir gecekondu şehri görüntüsü oluşturmuşlar.
İncelemeler sonucu elde ettiğimiz bu istatistikî veriler durumun ne kadar vahim olduğunun bir göstergesidir. Özellikle son günlerde yaşadığımız Van Depreminden sonra, yetkililerin acilen risk analizi oluşturmaları gerekir. Ve ayrıca altını çizerek söylüyoruz bu evlerde ikamet eden vatandaşların oturup bir kez daha düşünmeleri lazım.
Mardin bölgesi 3. Derece Deprem Bölgesi olabilir ama bir doğal affet olan depremin nerde ve nasıl olacağını hiç kimse bilemez.
Konu hakkındaki detaylı çalışmalarımız devam ediyor.
OTURDUĞUNUZ EVDE GÜVENDEMİSİNİZ?
Bir binanın depreme dayanıklı olup olmadığını, binaların dışından bakarak veya gözle muayene ederek anlayamayız. Binanın sağlam olup olmadığını anlamak için teknik rapor hazırlamak gerekir. Teknik rapor için binada bazı tahlil ve tetkikler istenilir.
— Binalarda tahliller zemin etüdü yapmakla başlar. Zemin etüt raporları, zeminin taşıma gücü hakkında bilgi verir.
— Başka bir tetkik ise beton numunesi almaktır. Mevcut dökülen beton sağlam mı değil mi öğrenmek için beton numunesi(KAROT) alınır. Laboratuar da beton tahlil edilir binanın mevcut betonu hakkında karar verilir.
— Röntgen cihazı ile demirlerin durumuna bakılır. İnşaat yapılırken demirler eksik konulmuş mu veya demirde paslanma var mı? Ona bakılır.
— Anlattığımız bütün bu tahliller yapıldıktan sonra binanın mevcut durum’unun projesi çıkartılır.(RÖLOVE)Bu proje deprem yönetmeliğine ve binayı ilgilendiren yönetmeliklere uygun mu değil mi bakılır.
Bütün bu değerlendirmeler sonucunda teknik rapor hazırlanılıp binamız sağlam mı değil mi buna karar verilir. Bina sağlam ise sorunsuz oturulur. Bina sağlam değilse mutlaka güçlendirme yapmak gerekir. / Nusaybinim.com
...
3243 defa okundu...
























ŞEREFXAN CİZİRİ
ABDULBAKİ AKBAL
MELAYÊ TORÎ
RAİF YAMAN
ZÎWER İLHAN
BÜLENT DEMİR
HASAN TAYFUR
ABDULKERİM KOÇHAN
KECİKA BERZENCÎ
GÜLTEN GÖKÇE
BA QOSERÎ
DİLCİWAN
ÖMRAN GÜNDÜZ
MELAYÊ OMERÎ











19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Nusaybin'de kutlandı