Nusaybinim.com Haber Servisi
2010 Nisan ayında kurulan ve bugüne kadar bir çok il, ilçe ve beldede konferanslar veren Manevi Tekâmül Derneği, Midyat’ın Acırlı Beldesi’nde halka yönelik “İslâm, Sevgi ve Mutluluk” konulu bir konferans düzenledi.
Konferansla ilgili olarak bilgi veren Dernek Başkanı Fasih ASLAN şunları söyledi: “Yeni bir konferansla bizleri halkımızla buluşturduğu için Rabbimize sonsuz hamd ve şükrederiz. Allah’ın bizlere bahşettiği nimetler çok. Bunların en önemli olanlarından biri, belki de en önemlisi sevgidir. Her şeyi sevgiyle yaratan Rabbimiz, bizlerden de etrafımızdaki tüm varlıkları, özellikle de insanları sevmemizi emretmektedir. Sevgi üzerine kurulu bir dünyada yaşamamızı isteyen Rabbimiz, bunun için tüm imkânları hazırlamıştır.
Sevgi, evrensel bir duygudur. İçinde ayırımı barındırmaz. Paylaştıkça artan nadir olgulardandır. Sadece bizi sevenleri sevmek değil, asıl önemli olan bizi sevmeyeni de sevebilmektir. Bu, Allah’ın temel emirlerinden biridir.
Günümüzdeki İslâm tatbikatına baktığımız zaman görüyoruz ki insanlar islâm’ın 5 şartına endekslenmişlerdir. Bu 5 şartın yerine getirilmesiyle kurtuluşa ulaşılacağı anlatılmaktadır. Gerçekten bunları yerine getiren biri iki dünya saadetine ulaşabiliyor mu? Bunun ayetlerle izah edilmesi gerekir. İslâm’ın 5 şartı kesinlikle farzdır ama yeterli değildir. Sevgi, imanın en temel delillerinden biridir. Peygamber Efendimiz(SAV)’in de ifade ettiği gibi: “ İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe mü’min olamazsınız”. Bu son derece önemli bir ölçüdür. İmanın girdiği kalp, mutlak manada seven kalp olur. Bugün Müslümanlar gerçekten birbirlerini seviyorlar mı? Aralarında muhabbet var mı? Gönül birlikteliği oluşturabilmişler mi? Kendilerini sevmeyenleri de sevebiliyorlar mı? Bakınız Al-i İmran Sûresi’nin 119. ayetinde ne diyor Rabbimiz: “İşte siz ( mü’minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına iman edersiniz.” İfade aynen bu şekilde. Bu ne demek? Eğer kalbe iman girmişse mutlaka sevgi de girer. Öyle ki yaratılanı ( herkesi ve her şeyi) sever, Yaratandan dolayı.
İşte bugün, insanlara Allah’a ulaşmayı dilemeleri gerektiği anlatılmamaktadır. Rabbimiz bu dileği üzerimize farz kılmıştır. Bahsettiğim sevgiyi, yani imana bağlı sevgiyi ancak Allah’a ulaşmayı dileyenlerin kalbine yerleştiriyor. Bu sevgi Allah’tan geldiği için ayrım yapamıyor kişi. Herkesi az veya çok seviyor. Kişi sevdiğine zarar veremediği için bu kişi zarasız ama faydalı bir insan oluyor Allah’ın yardımıyla. Elinden ve dilinden zarar çıkmadığı için de güvenilir kişi yani emin ( mü’min) kişi oluyor. Kısacası tüm güzelliklerin başladığı yer bu dilektedir: Yaşarken ruhu Allah’a ulaştırmayı dilemek. Bize ait olmayan emaneti ( ruhu) sahibine ( Allah’a) ulaştırıp teslim etmeyi kalben dilemek. Bu dileği dileyenleri Allah, birbirine sevdiriyor, bu şekilde gönülleri birleştiriyor. “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hâdisi gereğince insanların sevgiyle bir araya gelmeleri mümkün hale geliyor.
Bu dünyada ancak kalbine sevgiyi Allah’ın yardımıyla yerleştirebilenler mutlu olur. Bu dünyada mutlu olanlar ahirette de mutlu olacaklardır. Allah’ın va’di iki cihan saadetidir( Saadet-i dareyn).
Biz herkesi çok severiz. Bizleri sevmeyenleri de severiz. Niyetimiz, Allah’ın güzelliklerini insanlarla paylaşmaktır. Konferanslarımızı bu maksatla gerçekleştiriyoruz. Sadece, Allah’ın Kur’ân’la bizlere ulaştırdığı ilmi, yine Kur’ân ayetleriyle anlatmaya gayret gösterdik. İnşallah konferanslarımız devam edecektir.”
Günümüzdeki İslâm tatbikatına baktığımız zaman görüyoruz ki insanlar islâm’ın 5 şartına endekslenmişlerdir. Bu 5 şartın yerine getirilmesiyle kurtuluşa ulaşılacağı anlatılmaktadır. Gerçekten bunları yerine getiren biri iki dünya saadetine ulaşabiliyor mu? Bunun ayetlerle izah edilmesi gerekir. İslâm’ın 5 şartı kesinlikle farzdır ama yeterli değildir. Sevgi, imanın en temel delillerinden biridir. Peygamber Efendimiz(SAV)’in de ifade ettiği gibi: “ İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe mü’min olamazsınız”. Bu son derece önemli bir ölçüdür. İmanın girdiği kalp, mutlak manada seven kalp olur. Bugün Müslümanlar gerçekten birbirlerini seviyorlar mı? Aralarında muhabbet var mı? Gönül birlikteliği oluşturabilmişler mi? Kendilerini sevmeyenleri de sevebiliyorlar mı? Bakınız Al-i İmran Sûresi’nin 119. ayetinde ne diyor Rabbimiz: “İşte siz ( mü’minler) böylesiniz, siz onları seversiniz ve onlar sizi sevmezler ve siz kitabın tamamına iman edersiniz.” İfade aynen bu şekilde. Bu ne demek? Eğer kalbe iman girmişse mutlaka sevgi de girer. Öyle ki yaratılanı ( herkesi ve her şeyi) sever, Yaratandan dolayı.
İşte bugün, insanlara Allah’a ulaşmayı dilemeleri gerektiği anlatılmamaktadır. Rabbimiz bu dileği üzerimize farz kılmıştır. Bahsettiğim sevgiyi, yani imana bağlı sevgiyi ancak Allah’a ulaşmayı dileyenlerin kalbine yerleştiriyor. Bu sevgi Allah’tan geldiği için ayrım yapamıyor kişi. Herkesi az veya çok seviyor. Kişi sevdiğine zarar veremediği için bu kişi zarasız ama faydalı bir insan oluyor Allah’ın yardımıyla. Elinden ve dilinden zarar çıkmadığı için de güvenilir kişi yani emin ( mü’min) kişi oluyor. Kısacası tüm güzelliklerin başladığı yer bu dilektedir: Yaşarken ruhu Allah’a ulaştırmayı dilemek. Bize ait olmayan emaneti ( ruhu) sahibine ( Allah’a) ulaştırıp teslim etmeyi kalben dilemek. Bu dileği dileyenleri Allah, birbirine sevdiriyor, bu şekilde gönülleri birleştiriyor. “Kişi sevdiğiyle beraberdir” hâdisi gereğince insanların sevgiyle bir araya gelmeleri mümkün hale geliyor.
Bu dünyada ancak kalbine sevgiyi Allah’ın yardımıyla yerleştirebilenler mutlu olur. Bu dünyada mutlu olanlar ahirette de mutlu olacaklardır. Allah’ın va’di iki cihan saadetidir( Saadet-i dareyn).
Biz herkesi çok severiz. Bizleri sevmeyenleri de severiz. Niyetimiz, Allah’ın güzelliklerini insanlarla paylaşmaktır. Konferanslarımızı bu maksatla gerçekleştiriyoruz. Sadece, Allah’ın Kur’ân’la bizlere ulaştırdığı ilmi, yine Kur’ân ayetleriyle anlatmaya gayret gösterdik. İnşallah konferanslarımız devam edecektir.”
1201 defa okundu...

















ŞEREFXAN CİZİRİ
ABDULBAKİ AKBAL
MELAY TORÎ
RAİF YAMAN
ZÎWER İLHAN
BÜLENT DEMİR
HASAN TAYFUR
ABDULKERİM KOÇHAN
KECİKA BERZENCÎ
GÜLTEN GÖKÇE
BA QOSERÎ
DİLCİWAN
ÖMRAN GÜNDÜZ
MELAYÊ OMERÎ








