Reklam 10 saniye içinde kapanacak. Reklamı geçmek için tıklayın.

ZÎWER İLHAN

nusaybinimcom@hotmail.com 12 Temmuz 2017 Çarşamba 11:04 DİĞER KÖŞE YAZILARI

TARİH VE UYGARLIK


Araştırmacı yazar Şerefxan CIZÎRΒnin “TARİH VE UYGARLIK” adlı kitabı Lîs Yayınlarından çıktı. Daha önce Felsefe ve Edebiyat dallarında deneme kitapları kaleme almasının yanında “Sözlü Edebiyat” ve “Sözlü Tarih” konularında da eserler veren yazar, edindiği kültürel birikimini bilimsel veriler ışığında okurlarıyla paylaşıyor.
Cızîrî bu eserinde,  insanoğlunun bu kadim coğrafyasının sürekli savaşlarla tarih kitaplarına aktarılmasıyla mücadele ediyor. Bunu tarım, hayvancılık, ticaret, sanat, mimari, din, bilim, dil, edebiyat, kentleşme ve etnik oluşum alt başlıkları önemseyerek ve değişik uygarlıklarda gözler önüne sererek yapıyor. Kitabı okuduğunuzda Anadolu ve Mezopotamya coğrafyalarının birçok ilkin anavatanı olduğunu öğreniyorsunuz. 
Kitabın girişinde, “Tarihsel Materyalizm” konusunda geniş bir bilgi verilmiş, bu konudaki eleştiriler ve tarih yazarken materyalist bakış açısının önemi üzerinde durulmuş. Yazar da tarih yazımı konusunda, tarihsel materyalizmi savunmakta ve geleneksel tarih yazımının dar bir bakış açısına sahip olduğunu savunmaktadır. Ona göre; sağlam bir tarih anlayışına sahip olmanın şartı, tarihsel olguları izole etmeden onları toplumsal bütünlük içinde araştıran bir tarih anlayışına sahip olmamız gerekir. Tarihe Diyalektik bir gözle bakan yazar, Tarihsel Materyalizmin bilim adamlarına kollektif bir bilimsel görüş sunduğunu savunur. Cızîrî, Tarihsel Materyalizmin değişik ve tek yönlü yorumlarını eleştirmekten de geri durmuyor. Yazar, tarihe kaderci bir yaklaşım sergileyen materyalistleri ve tek yönlü olarak ekonomik öğeleri aşırı bir biçimde vurgulayanları eleştiriyor.  Yazar, toplumsal öğelerin birbirini karşılıklı etkilediğini, üç ayrı coğrafyada değişik uygarlıkların birbirini nasıl etkilediğini, nasıl asimile ettiğini veya nasıl sömürdüğünü belgelerin ve değişik tarihçilerin görüşleriyle ispatlıyor.
Şerefxan Cızîrî’nin Girişte sunduğu bakış açısını kitabında önemli ölçüde uyguladığını görüyoruz. Örneğin; Tarihsel materyalizmin, beşeri bilimlerdeki tüm ilerlemeleri, olguları, bakış açılarını gözden geçirmesini ve onları sistematik olarak analiz etmesini, sanat, bilim, din vb. alanlara uyguluyor. Bu alanlardaki ilerlemeleri, olguları ve değişik bakış açılarını bizlere sunuyor. Bu da bir tarih kitabının tarafsızlığı özelliğini ön plana çıkarır. Yazar Asurların tabletlerde yaptığı tahribatlara eleştirel bir gözle bakarken propaganda amaçlı kullanılan tarihi belgelerin doğruyu perdeleyebildiğini örneklerle gösteriyor. İskenderiye kütüphanesinin Müslümanlar tarafından yakılması bilgisini salt bilim düşmanlığı olarak sunmadan başka tarihçilerin de bilgisine başvurarak İskenderiye kütüphanesine sadece sihir ile ilgili kitapların yakıldığını aktararak, tarihsel materyalist görüşü çelişkiye girmeden uygulamış oluyor.
Bir tarih araştırması ve tarihe ideolojik bir bakış açısı ile yazılan bu eserin sınıf mücadelesinden bahsetmesi kadar doğal bir şey olamazdı. Yazar, toplumsal alt yapı ve üst yapının birbirini karşılıklı etkilediğini, toplumsal eşitsizliğin sınıfsal toplumların ortaya çıkmasıyla oluştuğunu, bunun da üretim ilişkilerinden kaynaklandığını belirtir. Yazar işbölümünün ortaya çıkışını Mezopotamya özelinde detaylandırırken sınıfların ortaya çıkışı bölümünde Marks’ın görüşleriyle yetiniyor.
Yazara göre; bilgi teorisi, tarih anlayışının önemli ve ayrılmaz bir öğesi olup tarih yazımında, toplumsal açıdan önemli olan sorulara yanıt aramak gerektiğini savunur. Ona göre; tarihi bilgiler birçok insanı aynı anda ilgilendiren sosyal, ekonomik, politik ve kültürel sorulara yönelmelidir. Yazarın eski uygarlıkları oluşturan birçok olay ve olguya yer vermesi, her bölümde değişik sorularla okuyucuyu düşünmeye ve daha önemli olana yönlendirmesi tutarlı oluşunu gösteriyor. Sebep-sonuç ilişkisini unutmadan ziraat, ticaret, kentleşme, yıkım ve savaşı sabırla aktarıyor. Aktardığı herhangi bir tarihi öğe, sadece bir ayrıntı olarak kalmıyor, olguların veya olayların sebebi, sonucu veya sembolik ifadesi olarak kitapta yerini alıyor.
Yazar Din konusunu ele alırken; dinin tarihini ideoloji ve toplumun tarihi, baskı yapan ve baskı gören kitlelerin tarihi olarak görüyor. Ona göre dini düşünceler, toplumsal kurumların temelini oluşturuyor. Yazarın din konusunda gerek başka tarihçilerden ve felsefecilerden yaptığı alıntılar gerekse kendi cümlelerinden “İnsanın tanrıyı veya tanrıları kendisi gibi yapmıştır.” Görüşünü aktarmasının yanında bilimsellik adına Îslamî bakış açısını da aktararak “Tek bir tanrının da varolabileceğini, insanların tek tanrı tarafından yaratılmış olduğu” inancına da yer vermesi, sol ideoloji açısından da bir devrim olsa gerek. Genellikle “Din afyondur.” sözüne mahkum edilen Marks’ın sözüne açıklık getirilmesi; dinin hem sefaletin ifadesi hem sefalete karşı bir protesto eylemi oluşunu ön plana çıkarması sevindirici bir açıklama. Her ne kadar İslamı anlatırken İslamın Adem peygambere kadar giden bir din olduğu fikrine bir giriş yapılmışsa da Tek Tanrılı dinleri Yahudilikle başlatan materyalist dünya görüşü için bu yeni bakış açısı tüm ilk çağ uygarlıklarına etkisi artık araştırılmalı diye düşünüyorum. 
Kürt tarihini yazmanın zorluğu bir tarafa, Kürtlerin kökeni, Kürtçenin oluşumu gibi konularda düşünce jimnastiği yaptıran yazar; Kürtler hakkında yazarken ırkçı, tek taraflı ve bilimsel olmayan bakış açılarını eleştiriyor. Tüm bunlara rağmen kitapta Kürtler; Sümerlerin, Asurların, Gutilerin, Mitannilerin ve diğer birçok Mezopotamya uygarlığının mirasçısı olarak karşımıza çıkıyor. Anlaşılan o ki Kürtlerin herhangi bir kökenle direkt bağını kurmanın zorluğu yanında tüm bu Mezopotamya ve Anadolu’da kurulan uygarlıklardan soyutlamak da imkansız görünüyor. Etnik oluşumun gerçekliğinin bilinmesi için bölgeye sonradan gelen Hint-Avrupalılar, Samiler ve Turanîlerin yanında “Yerli Halklar”ın incelenmesi gerektiğini vurguluyor.  Bence de Helenistik dönemde de kültürel ve etnik bir senteze tabi tutulan Kürt coğrafyasının tarihi yazılırken “İnsanlığın ortak mirası olarak” dil, kültür ve etnik sentezin dünya tarihine etkisinin de göz önünde bulundurulduğu eserlerin yazılması zamanı gelmişti artık. 
Yazarın başvurduğu kaynakça, zenginliği ve çeşitliliği bakımından araştırmacılara güven veriyor. Buna karşın kitabın her bölümünün sonuna konulan özet bölümlerinde yer yer ayrıntılara girilmiş, örnekler tekrarlanmış ve özetler uzatılmıştır.
Onca kalınlığına rağmen kitabın, insanlık tarihinin yapı taşlarını oluşturan medeniyetlerin tarihini tamamıyla aktarmasına imkan yok ve bu tarih kitabı, kadim ve derin tarihe ilgi duyan meraklılar için tadımlık durumunda.
692 defa okundu.
DÖVİZ KURLARI
USD 3.8638     EURO 4.5501     IMKB 109330     ALTIN 155,894    
13°NUSAYBİN